Petrol fiyatları rekora doymuyor
Petrol fiyatları rekora doymuyor. ABD ham petrolü 122.73, Brent petrolü 120.99 dolarla tarihi ziryeye çıktı. Petrolün 200 dolara çıkabileceği belirtiliyor.
Petrol fiyatlarındaki artış hız kesmeden sürüyor. Uluslararası piyasalarda ABD ham petrolünün varil fiyatı 122.73 dolara çıkarak, tüm zamanların rekorunu kırdı. Brent petrolü de 120.99 dolara yükseldi ve tarihi zirveye ulaştı.
Petrole olan güçlü talep ve doların değerinin düşük olması geçen yılın başında 50 doların altında bulunan ham petrol fiyatlarının yükselmesinde önemli rol oynadı. Petrol fiyatları geçen hafta 110 dolara kadar gerilemişti.
200 DOLAR TAHMİNİ
Petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi bekleniyor. Yatırım bankası Goldman Sachs, petrol arzındaki artışın zayıf kalması halinde fiyatların “süper bir yükselişle” iki yılda 200 dolara çıkabileceğini kaydetti. Piyasalardaki belirsizliğe dikkat çeken kuruluş, fiyatların 6 ila 24 ayda 150-200 dolara yükselme şansının arttığını ifade etti.
Goldman Sachs’ın ‘petrol 2 yılda 200 dolara çıkabilir’ açıklamasını sorgulayan CNBC.com anketinde, 674 katılımcının yüzde 58’i ‘evet yükselir’ oyu kullandı. Katılımcıların yüzde 42’si ise, petrol’ün varil fiyatının tavan yapmak üzere olduğunu savundu.
Uluslararası Enerji Ajansı’na göre (IEA), enflasyona ayarlandığında petrol fiyatları, 1979 yılındaki İran İslam Devrimi’nden bir yıl sonra Nisan 1980’de 101.70 dolarla zirve yapmıştı.
PETROL FİYATLARI NEDEN ARTIYOR?
Doların diğer önemli para birimleri karşısında değerinin düşmesi, dolar varlıklarını nispeten ucuz olarak gören yatırımcıları petrol gibi diğer emtia alımlarına yönlendirdi. Doların değerinin düşmesi Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) gelirlerinin satın alma gücünü düşürdü ve dolar kullanmayan bazı tüketicilerin satın alma gücünü artırdı.
OPEC petrol bakanları her ne kadar petrol fiyatları rekor seviyelerde yükselse bile, enflasyon ve doların bunun etkisini yumuşattığını söylüyorlar. Bazı uzmanlar yatırımcıların petrolü zayıf dolara karşı korunma amaçlı olarak kullandığını belirtiyorlar.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) geçen yıl Ağustos ayının ortasından itibaren faiz oranlarını düşürmesi ve kredi krizinin etkilerini hafifletmek için merkez bankalarının mali piyasalara milyarlarca dolar pompalaması, petrol ve altın fiyatlarını artırdı. Emeklilik ve hedge fonlardaki yatırımların petrol dahil diğer emtiaya yönelmesi petrol fiyatlarını yükseltti.
İngiliz yayın kuruluşu BBC ise, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a yönelik hava saldırısının da bu artışta etkili olduğu yorumunu yaptı.
Elektrik ve doğalgaza zam kapıda
Haziran başından itibaren elektrik ve doğalgaz yeniden zamlanacak. Elektrikteki zam ihtiyacının en az yüzde 15-20 civarında olduğu belirtiliyor.
Geçtiğimiz aylarda yüzde 20 oranında zamlanan elektrik tarifesi, artan petrol fiyatları ve enflasyon nedeniyle bir kez daha zamlanacak.
Enerji Bakanı Hilmi Güler, petrol fiyatlarındaki artışın nasıl yansıtılacağına dair hesapların yapıldığını belirterek, 1 Temmuz’da başlatılma kararı alınan otomatik fiyatlandırmanın bu nedenle öne çekilebileceğini açıklamıştı. Bu durumda elektrik ve doğalgazda yapılacak yeni fiyatlandırma ay sonu kesinleştirilecek; Haziran başından itibaren de uygulamaya konulacak.
ZAM İHTİYACI EN AZ YÜZDE 15
Arzda yaşanan açık nedeniyle özel sektörden alınan elektriğin maliyeti de faturalara yansıtılacak. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun ilgili yönetmeliği bu hafta görüşmesi bekleniyor. Yetkililer, özel sektörden pahalı alınan elektriğin faturalara ek maliyetinin yüzde 8 ila 10’u bulacağını vurguluyor. Buna petrol fiyatları, enflasyon ve döviz kurundaki artış eklenince yeni zam ihtiyacının en az yüzde 15 ila 20’yi bulacağı söyleniyor. Ancak bunun tek seferde mi yoksa izleyen dönemlerde bölünerek mi yapılacağı henüz karara bağlanmış değil.
AYDINLATMA DA FATURAYA YANSIYACAK
Belediyeler ödemediği için yine faturalara yansıtılması kararı alınan genel aydınlatma bedelleri için de Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Elektrik Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapan tasarıda önerge verilecek. Daha önce faturalara türüne göre 1 ila 2 YTL’lik ek maliyet getireceği hesapları yapılırken tutar koymaktan vazgeçildi. Faturalara yansıyacak tutarı EPDK ayrıca tespit edecek. Ancak bu uygulamanın otomatik fiyatlandırmanın başlayacağı döneme yetişmeyeceği kaydediliyor.
Endonezya OPEC’ten çıkmayı planlıyor
Güneydoğu Asya’nın tek OPEC üyesi Endonezya, petrol üretiminin örgütün belirlediği kotanın altına düşmesi ve etkisinin azalması nedeniyle birlikten ayrılmayı düşünüyor.
Devlet Başkanı Susilo Bambang Yudhoyono, televizyondan yayınlanan konuşmasında, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nde (OPEC) kalma ya da ayrılma konusunda çalışıyoruz. Biz şimdi ham petrol ithal ediyoruz ve üretimimiz günlük bir milyon varilin altına geriledi” dedi.
Petrol kuyularının kuruduğunu söyleyen Yudhoyono, ülkenin iç üretimini artırmaya ihtiyacı olduğunu, üretimi artırmanın bir ila üç yılı bulabileceğini vurguladı.
Yudhoyono, ayrıca artan petrol fiyatlarından bütçeyi korumak için, bu hafta akaryakıt fiyatlarının yüzde 20 ile yüzde 30 artabileceğini ifade etti. Endonezya’da tüketiciler bir litre benzine yaklaşık 50 sent ödüyorlar.
Milyonlarca insanın günde 2 dolardan daha az bir parayla yaşadığı ülkede, benzin devlet tarafından sübvanse ediliyor. Ancak benzin ve enerji kalemlerindeki sübvansiyonların bu yıl devlete maliyetinin yaklaşık 20 milyar doları bulacağı sanılıyor.
GÜNEYDOĞU ASYALI TEK ÜYE
Güneydoğu Asya’nın tek OPEC üyesi ve 232 milyon nüfuslu Endonezya’da, geçen ay günlük petrol üretimi 860 bin varil oldu. OPEC daha önce Endonezya için günlük 1,399 milyon varil petrol üretimi kotası belirlemişti.
Petrol kuyularının ömrünü doldurmaya başlaması, petrol ve doğalgaz alanında yatırım yapılmaması ülkenin petrol üretiminin düşmesine yol açtı.
Endonezya’nın petrol ithal eden bir ülke statüsünde bulunması, uzun süredir bu ülkenin OPEC üyeliğinin sorgulanmasına neden olmuştu. Bir grup danışman 2005 yılında hükümete, üyeliğin maliyeti nedeniyle OPEC’den ayrılmasını tavsiye etmişti.
Endonezya, ilk kez 1960 yılında İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuella tarafından kurulan 13 üyeli OPEC’e 1962 yılında girmişti.
AB doğalgaz hattında uzlaşma
Avrupa Birliği (AB), Türkiye, Irak ve Maşrık Arap ülkeleri (Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye) Arap doğalgaz boru hattının hızla Türkiye, Irak ve (Nabucco ve diğer boru hatlarıyla) AB’ye bağlanması konusunda uzlaştı.
AB Komisyonu’ndan yapılan açıklamada, Brüksel’de bir araya gelen Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yusuf Yazar başkanlığındaki Türk heyeti, AB Komisyonu’nun enerjiden sorumlu Üyesi Andris Piebalgs ve dış ilişkiler üyesi Benita Ferrero-Waldner, AB dönem başkanı Slovenya’nın Ekonomi Bakanı Tomaz Jersic ve Arap ülkelerinin enerji bakanları ve boru hattı şirketlerinin yöneticilerinin AB, “Türkiye ve Arap Maşrık ülkeleri (Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye) arasında doğalgaz işbirliğine ve altyapı (boru hattı) bağlantılarına önem verdikleri” kaydedildi.
Avrupa-Arap Maşrık doğalgaz işbirliğine Irak ve Türkiye’nin de katılımı konusunda anlaşma sağlandığı kaydedilen açıklamada, Ürdün üzerinden Mısır ve Suriye’yi bağlayan yıllık 10 milyar metreküp kapasiteli Arap Doğalgaz Boru Hattı’na Irak doğalgazının da dahil edilerek, Türkiye ve (Nabucco üzerinden) AB’ye ulaştırılmasının hızlandırılması kararı alındığı belirtildi.
Açıklamada, Türkiye’ye uzatılacak Arap hattının, Nabucco’ya ve diğer boru hatlarına bağlanması konusunda AB ve bölge ülkelerinin işbirliğine hazır olduğu ifade edildi.
Irak petrolü için diplomasi atağı
Türkiye’nin Irak’taki petrol aramalarıyla ilgili diplomasi atağı sürüyor. TPAO Genel Müdürü Uysal başkanlığındaki bir heyet Bağdat’a gidecek. Irak Petrol Bakanlığı’nın kararını bu ziyarette açıklaması bekleniyor.
Irak’ın zengin petrol rezervinin bulunduğu güneyindeki aramalara Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) alınmaması kararından sonra görüşme trafiği hızlandı.
Son olarak geçtiğimiz haftalarda Enerji Bakanı Hilmi Güler, Irak Petrol Bakanı Şehristani ile Roma’da görüşmüştü. Geçtiğimiz hafta da Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi’nin Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin listede yer almasını istemişti. Irak Hükümeti’nin listenin gözden geçirileceği sözü üzerine bu kez iş şansa bırakılmıyor.
TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal başkanlığındaki heyet Bağdat’a giderek, en yetkili ağızlarla birebir görüşme yapacak. TPAO’nun 1 milyar doların üzerinde kar yaptığına dikkat çeken Uysal, güneyde arama yapılan şirketlerin mali yapısını incelediklerini söyledi. “Bizden daha düşük mali değerlere sahip şirketler olduğunu gördük” diyen Uysal, Irak’a komşu ülkelerin hiçbirinin listede yer almadığına dikkat çekti.
TPAO, Irak’ın orta bölgesinde petrol araması yapabilecek. Ayrıca Bağdat yönetimi aldığı son kararla, TPAO’nun ülkesindeki yabancı şirketlerle ortaklık kurarak arama yapabilmesine de izin verdi.
Bankalar, nükleer santrale kredi verme yarışına girdi
Mersin Akkuyu’da kurulacak nükleer santral için yerli ve yabancı bankaların Enerji Bakanlığı ile temasa geçtiği ifade ediliyor.
ABD, İngiltere ve İsrail’den finans kuruluşları bakanlıktan ihale ile ilgili bilgi alırken, Halkbank ve Vakıfbank’a kredi taleplerinin geldiği belirtiliyor. 4 bin megavat (MW) kurulu gücünde olacak nükleer santralin 8 milyar dolara mal olması bekleniyor. Kurulu gücün bu miktarın yüzde 25 altı veya üzerinde olması seçeneği bulunuyor. Bu durumda finansman ihtiyacı 6 milyar dolara inebileceği gibi 10 milyar dolara kadar da çıkabilecek. Kaynak ihtiyacının büyüklüğü nedeniyle kredinin birden fazla finansörden sağlanması gerekecek. İhale için Kanadalı AECL, Japon Hochu, Fransız Vinci Corp ve Belçikalı Suez-Tractabel şartname alırken, yerlilerin de bakanlık ile temasa geçtiği öğrenildi. Enka, Çalık, Sabancı, Zorlu yetkililerinin, nükleer santral ihalesi ile ilgili bilgi almak üzere ziyarette bulunduğu kaydediliyor.
Özelleştirilecek dört elektrik dağıtım bölgesinden 2 milyar dolar bekleniyor
Uzun süredir beklenen elektrik dağıtım özelleştirmelerinde, 4 bölgenin satışa çıkarılması ile düğmeye basıldı.
Yatırım yapma şartı ve kayıp kaçak oranını düşürme taahhüdü istenen ihalelerde, 2 milyar doların üzerinde gelir bekleniyor. Başkent Elektrik Dağıtım AŞ (Başkent EDAŞ), Sakarya Elektrik Dağıtım AŞ (SEDAŞ), Meram Elektrik Dağıtım AŞ ile Aras Elektrik Dağıtım AŞ için ihale süreci başladı. Blok satış yöntemiyle gerçekleştirilecek ihalelerde, hisseleri satışa konu şirketler için teklifler ayrı ayrı verilecek. Ankara, Kırıkkale, Zonguldak, Bartın, Karabük, Çankırı ve Kastamonu’yu içine alan Başkent EDAŞ ile Sakarya, Bolu, Düzce ve Kocaeli’ni kapsayan SEDAŞ’ta son teklif verme tarihi 10 Haziran 2008 olarak belirlendi. Söz konusu 2 bölge ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım (AYEDAŞ) için 31 Ağustos 2006 tarihinde ihaleye çıkılmış ancak ihale, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (ÖYK) 8 Ocak 2007 tarihli kararı ile ertelenmişti. ÖYK’nın 22 Nisan 2008 tarihli AYEDAŞ’ın özelleştirme ihalesinin iptali ve Başkent EDAŞ ile SEDAŞ’ta ihale sürecine devam edilmesi kararının ardından, ihale sürecindeki erteleme nedeniyle Başkent EDAŞ ve SEDAŞ ihalesinde ön yeterliliği geçerli olan tüzel kişi ve ortak girişim gruplarına 19 Mayıs’a kadar güncellenen bilgileri inceleme imkanı verilecek. Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya ve Karaman’ı içeren Meram AŞ ile Erzurum, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzincan, Iğdır ve Kars’ı kapsayan Aras AŞ’de ise ön yeterlilik başvuruları 26 Mayıs’a kadar kabul edilecek. İhalede son teklif verme tarihi ise 15 Temmuz olarak belirlendi.
Enerji taşımacılığı boru hatlarına kaydırılmalı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, doğalgaz ve petrolün tankerlerle Türk boğazlarından geçişinin Türkiye için ciddi bir endişekaynağı olduğunu belirterek, enerji taşımacılığının boru hatlarına kaydırılması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül, “15′inci Orta Avrupa Ülkeleri Cumhurbaşkanları Zirvesi”nin son gününde “Entegrasyon, Güçlü ve Rekabete Dayana nEkonomi Olanağı, Enerji Perspektifleri ve Güçlükleri” oturumunda İngilizce bir konuşma yaptı.
Konuşmasında Türkiye’nin bölgesel konumuna değinen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin Orta ve Güneydoğu Avrupa’yla coğrafi olduğu kadar tarihi, kültürel ve ekonomik bağları olduğuna işaret ederek, bölgede barış ve istikrarın korunmasında önemli yeri olduğunu vurguladı.
Gül, zirveye katılan tüm ülkelerin ekonomi ve refah düzeylerinin bölgenin güvenliği ve istikrarına doğrudan etkisi bulunduğunu da dile getirdi.
Türkiye’nin reformlarla daha da büyüyen ekonomik dinamizminin, Türkiye için olduğu kadar Avrupa’nın için de büyük anlam taşıdığını anlatan Cumhurbaşkanı Gül, karşılıklı yatırımlar ve artan ticaret hacminin de bunu kanıtladığını söyledi.
Gül, Türkiye’nin, Avrupa ile olan ekonomik ilişkilerinin ulaştırma, turizm, iletişim gibi alanlardaki gelişmeler sayesinde çeşitlilik kazandığını kaydetti.
Enerji arz güzergahları…
Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2030 projeksiyonlarına göre, fosil yakıtların gelecekte de enerji karışımlarının ana unsuru olacağına dikkati çeken Gül, bu maddelerin ticaretinin hızla yayılacağını, petrol ve gaz tüketen ülkelerin ithalatının daha da artacağını belirtti.
Gelecekte doğalgaz talebinin diğer yakıt türlerine göre daha da artmasının beklendiğini anlatan Gül, Türkiye’nin enerji politikasının temellerini, ithalat bağımlılığının azaltılması, enerji kaynakları ve ulaşım yollarının çeşitlendirilmesi ile Avrupa’nın enerji güvenliğin ekatkıda bulunmanın oluşturduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin, Dünya ve Avrupa için önde gelen hidrokarbon sağlayıcıları için doğal bir enerji koridoru olduğunu söyledi.
“Bizim enerji güvenliği stratejimiz, Avrupa Birliği’nin enerji arz güzergahlarının çeşitlendirilmesi politikası ile örtüşmektedir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Gül, bunun da Türkiye için bölgesel işbirliğinde yeni bir alanın açılması anlamına geldiğini belirtti.
Nabucco projesi
Enerji arz güvenliğinin dış politika, ulusal güvenlik, ekonomik kalkınma ve küresel istikrar ile yakından ilişkili hale geldiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, Nabucco projesinin hayata geçirilmesi ve Türkiye-Yunanistan-İtalya koridorunun tamamlanmasının ülkeler arasındaki karşılıklı bağı sağlamlaştıracağını kaydetti.
Almanya’nın, kısa süre önce Nabucco’ya altıncı ortak olarak katıldığını anımsatan Gül, yeni katılımın süreci hızlandıracağına olan inancını da dile getirdi.
Gül, Türkiye’nin, bu projeyi bir an önce bitirme konusunda siyasi irade ve kararlılığa sahip olduğunu vurgulayarak, proje ortaklarının da bu konuda üstlerine düşeni yapacağına inandığını söyledi.
Türkiye-Yunanistan-İtalya Doğalgaz Boru Hattı’nın, Avrupa enerji güvenliğine katkıda bulunacak projelerden biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bu projenin Türkiye-Yunanistan ayağının gerçekleştirilmesiyle Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın dördüncü ana enerji yolu olacağını belirtti.
Türkiye’nin, temel doğal gaz tedarikçisi Rusya’nın yanı sıra İran ve Azerbaycan’dan doğal gaz, Cezayir ve Nijerya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) aldığını anlatan Gül, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan doğal gazının da Transkafkas hattının tamamlanmasıyla Türkiye üzerinden Batı’ya açılacağını kaydetti.
“Boğaz geçişlerinden endişeliyiz”
Hidrokarbon kaynaklarının Türk boğazları aracılığıyla taşınmasının ortaya çıkaracağı çevresel risklerinin son 10 yıldır tartışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Gül, Karadeniz limanlarından ithal edilen doğalgaz ve petrolün tankerlerle Türk boğazlarından geçişinin Türkiye için ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.
Gül, boğazlarda meydana gelecek bir tanker kazasının pek çok tehlikeyi beraberinde getireceğine dikkati çekerek, “Türk boğazlarında meydana gelebilecek bir çarpışmanın etkisiyle oluşacak patlama, yalnızca binlerce insanın hayatını tehlikeye atmakla kalmayacak aynı zamanda şehirlere ve doğal çevreye, telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir. Böyle bir felaket aynı zamanda petrolün dünya pazarlarına ulaşımını da kesintiyi uğratacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, “Bu ciddi riskler enerji taşımacılığının Türk boğazları yerine boru hatlarına kaydırılmasıyla çözülebilir” diye konuştu.
Irak doğalgazı
Türkiye’nin aynı zamanda Arap Doğalgaz Boru Hattı, Türkiye-İsrail Enerji Koridoru Projesi ve Suriye-Ürdün-Mısır-Irak-Lübnan ile elektrik hattı bağlantı projelerinin devam ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin aynı zamanda Irak doğalgazını çıkarma ve nakletme konusuylada ilgilendiğini belirtti.
Gül, Irak doğalgazının Türkiye’deki doğalgaz şebekesine,Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattına paralel yapılacak bir boru hattıyla kolaylıkla Türkiye’deki doğalgaz şebekesine bağlanabileceğini söyledi.
Elektrik dağıtımında ihale süreci başladı
Enerji sektöründe uzun süredir beklenen özelleştirmelere, 4 dağıtım bölgesinin satışa çıkarılması ile düğmeye basıldı.
Elektrik dağıtımda, Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş., Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. ile Aras Elektrik Dağıtım A.Ş. için ihale süreci başladı.
Haziran ve Temmuz aylarında son tekliflerin alınacağı dağıtım bölgelerinde ihale sürecinin, yıl sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.
Blok satış yöntemiyle gerçekleştirilecek ihalelerde, hisseleri satışa konu şirketler için teklifler ayrı ayrı verilecek.
Yatırım yapma şartı ve kayıp kaçak oranını düşürme taahhüdü istenen ihalelerde, 2 milyar doların üzerinde gelir bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Gül: 4. büyük enerji ana yolu olacağız
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Nabucco’nun Türkiye-Yunanistan ayağının gerçekleştirilmesi ile Türkiye’nin, önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın dördüncü enerji ana yolu olacağını söyledi. Türkiye’nin projeyi bir an önce bitirme siyasi kararlılığına sahip olduğunu ifade eden Gül, “Türkiye, Transkafkas hattının birinci ayağında, gelecekte Türkmen, Kazak ve daha sonraki aşamada Özbek gazını batıya iletecek” dedi. Gül, Orta Avrupa Liderler Zirvesi’nde liderlerle bir araya geldi. Türkiye’nin enerji politikalarını anlatan Gül, Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının yanına yapılacak bir hat ile Irak doğalgazının Türkiye’ye taşınabileceğini bildirdi. Türkiye’nin enerji stratejisini “İthalat bağımlılığının azaltılması, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ile Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunmak”şeklinde özetleyen Gül, Türkiye ile Avrupa’nın enerji stratejilerinin birbirine benzediğini de sözlerine ekledi.
